K Star Wars Politik Bakış Açısı
Bölüm 10

Bölüm 10

Gerçekliği Kim Yönetiyor? — Propaganda, Medya ve Hakikat

Palpatine Senato’ya seslendiğinde kendisini iktidarı ele geçiren bir Sith olarak değil, saldırıdan kurtulmuş Cumhuriyet’in koruyucusu olarak sunar. Konuşmanın gücü yalnız gizlediği gerçeklerde değildir; görünen olaya verdiği anlamdadır. Propaganda bu yüzden açık yalandan daha geniştir. Hangi doğru bilginin seçildiği, hangi görüntünün tekrarlandığı ve hangi bağlamın dışarıda bırakıldığı, tek tek cümleler doğru olsa bile yanıltıcı bir dünya resmi oluşturabilir.

Kelime seçimi bu pencerenin en basit araçlarından biridir. Aynı silahlı eylem bir taraf için “direniş”, diğer taraf için “terör”; aynı hükümet müdahalesi bir anlatıda “kamu düzenini sağlama”, başka bir anlatıda “baskı”; aynı kitlesel gösteri “protesto”, “isyan” ya da “kalkışma” olarak adlandırılabilir. Sözcükler olayın fiziksel içeriğini tek başına değiştirmez ama ona meşruiyet, tehdit veya ahlaki değer yükler. Star Wars’ta İmparatorluk’un Asi İttifakı’nı “isyancılar” diye tanımlaması, Asi İttifakı’nın ise kendisini özgürlüğü ve Cumhuriyet’i yeniden kurmaya çalışan bir hareket olarak görmesi tam bu çerçeve mücadelesidir. Fakat farklı adlandırmalar, olayın doğrulanabilir bir içeriği olmadığı anlamına gelmez. Kimin ne yaptığı, kimlerin zarar gördüğü ve hangi kanıtların bulunduğu, tarafların seçtiği sözcüklerden ayrı olarak incelenebilir.

Palpatine’in Jedi müdahalesini anlatma biçimi bu tekniğin en güçlü örneklerinden biridir. Birkaç Jedi ustasının eylemi, bütün Jedi Düzeni’nin devlete karşı giriştiği büyük bir darbe olarak çerçevelenir. Palpatine kendisini yıllardır yetki biriktiren Şansölye olarak değil, ihanete uğramış Cumhuriyet’in saldırıya uğramış lideri olarak sunar. Böylece rejim değişikliği bir güç ele geçirme operasyonu değil, devleti kurtarmak için yapılan yeniden yapılanma gibi anlatılır. Palpatine kendi rolünü anlatının dışına çıkarırken karşısındakilerin eylemini bütün bir kurumun kimliğine dönüştürür.

Bu anlatı geçmişi de değiştirir. Jedi’ların barış koruyucu rolü geri plana itilirken ihanet suçlaması öne çıkar. A New Hope’ta bazı karakterlerin Jedi öğretisini “antik din” diye küçümsemesi, eski saygınlığın herkes için geçerli kalmadığını gösterir; bütün galaksinin Jedi’ları unuttuğunu kanıtlamaz. Hatırlayanlar, inanmayanlar ve resmî anlatıyı benimseyenler aynı dünyada yaşayabilir. Siyasal mücadele yalnız geçmişi silmek değil, o geçmişin hangi anlamla hatırlanacağını belirlemek üzerindedir.

HoloNet bu noktada galaksinin ortak bilgi altyapısını temsil eder. Cumhuriyet döneminde farklı dünyaları birbirine bağlayan iletişim ağı, İmparatorluk döneminde merkezî anlatının geniş coğrafyalara taşınması için de kullanılabilir. Bir rejimin bütün haberleri tek tek kontrol etmesi şart değildir. Gündemi belirleyen ana yayın kanallarında hangi olayın ilk sıraya girdiği, hangi kelimenin tekrarlandığı ve hangi görüşün “normal” kabul edildiği üzerinde yeterince ağırlık kurması büyük etki yaratabilir. İnsanlar farklı kaynaklara ulaşabilse bile gün boyunca aynı başlık, aynı tehdit tanımı ve aynı öncelik sırası ile karşılaşıyorsa siyasal dünyanın sınırları daralır.

Bu etkinin bir bölümü tek bir büyük konuşmadan değil, küçük tekrarların birikiminden gelir. Aynı olaylar sürekli aynı sözcüklerle anlatıldığında o sözcükler açıklama gerektirmeyen adlara dönüşebilir: kimi için “isyancı”, kimi için “hain”, kimi için “düzen sağlayıcı”. Böylece her haberde ayrıca savunulmayan bir siyasi yargı, haberin başlangıç varsayımı haline gelir.

Star Wars Rebels’taki Gall Trayvis, güvenin nasıl tuzağa çevrilebildiğini gösterir. İmparatorluğa karşı çıkan bir senatör gibi yayın yapar; resmî kanalların saklamak istediği gerçek haberleri de duyurur. Bu yüzden eski Jedi Kanan Jarrus, öğrencisi Ezra Bridger ve Ghost adlı gemide örgütlenen direniş ekibi için değerli bir bilgi kaynağıdır. Fakat Trayvis İmparatorluk adına çalışmaktadır: yayınlarının kazandırdığı güveni, direnişçileri kendilerini açığa çıkarmaya yöneltmek için kullanır. Ekibin liderlerinden Hera Syndulla onun gerçek bağlılığını ortaya çıkarır. Aldatma, yalnız yanlış haber vermekten değil, doğru haberle kazanılmış güvenin başka bir amaç için kullanılmasından doğar.

Trayvis’in açığa çıkması, bundan sonraki güven ilişkilerini de zorlaştırabilecek bir deneyimdir. Bir kaynak doğru haberler verdiği halde gizli bir amaçla çalışmışsa, yalnız haberin doğruluğunu sınamak yeterli görünmeyebilir. Bu kuşku her muhalif sese yayıldığında ise gerçek tanığın veya gazetecinin sözü de kolayca değersizleşebilir. İktidarın her açıklamasına inanılmasa bile alternatif bilgi etrafında birlikte hareket etmek zorlaşır.

Lothal’daki iletişim kulesinin ele geçirilmesi bu nedenle yalnız teknik bir sabotaj değildir. Gall Trayvis’in ihanetinden sonra Kanan, Ezra ve arkadaşları İmparatorluk’un iletişim altyapısını kullanarak kendi mesajlarını halka ulaştırmaya çalışır. Ezra’nın yayını yalnız “şu olay oldu” demek için yapılmaz; insanların yalnız olmadıklarını ve farklı yerlerde benzer direnişlerin bulunduğunu hissettirmek için yapılır. Karşı-anlatının siyasal değeri, bilgi kadar dayanışma üretmesindedir. Bir rejimin iletişim gücü insanlara “başka kimse karşı çıkmıyor” hissi verebiliyorsa, tek bir karşı yayın bile bu yalnızlık duygusunu bozabilir.

Kamino’daki Tipoca City’nin yıkılması, olay ile resmî açıklama arasındaki farkı daha doğrudan gösterir. The Bad Batch’te şehir, Koramiral Rampart’ın emriyle İmparatorluk gemileri tarafından bombalanır; halka ise felaketin büyük bir fırtınadan kaynaklandığı anlatılır. Bombardımanı gösteren kayıtlar Senato’ya ulaştığında bu açıklama sürdürülemez hale gelir ve sorumluluk Rampart’a yüklenir. Burada yalnız bir yalanın ortaya çıkışı yoktur: kanıt açığa çıktıktan sonra siyasi merkezin sorumluluğu nasıl daralttığı da görülür. Olayın kayıtlarına sahip olmakla o kayıtların kamuya ulaşmasını sağlayabilmek arasındaki fark, resmî anlatının gücünü belirler.

Aldhani baskını da benzer biçimde tek bir olaya birden fazla anlam yüklenebileceğini gösterir. Luthen’in örgütlediği, Vel Sartha’nın yönettiği ve Cassian’ın katıldığı ekip İmparatorluk’un maaş kasasını hedef alan cüretkâr bir operasyon gerçekleştirir. İmparatorluk açısından bu yalnız para kaybı değildir; düzenin kırılgan göründüğü bir saldırıdır ve ardından daha sert kamu düzeni politikaları için gerekçe haline gelir. İletişim mücadelesinde olayın “başarılı bir direniş eylemi”, “terör ve suç”, “güvenlik açığı” veya “baskıyı artıran bir kışkırtma” olarak anlatılması, hangi tepkinin haklı gösterileceğini etkiler. Aynı olay, farklı siyasi aktörler tarafından farklı gelecekleri meşrulaştırmak için kullanılabilir.

Mon Mothma’nın Andor’daki hayatı, propaganda kadar özsansürün de önemli olduğunu gösterir. Senato’da hâlâ görev yapan Mothma açıkça her düşündüğünü söyleyemez; kamusal dili ile gizli siyasi faaliyeti arasında büyük fark vardır. Yalnız devletten gelecek doğrudan cezadan değil, ailesinin, siyasi çevresinin ve finansal ağlarının tehlikeye girmesinden de çekinir. Bu yüzden konuşurken kelimelerini tartar, hangi ortamda ne kadar ileri gideceğini hesaplar. Özsansürün gücü, her cümlenin devlet tarafından yasaklanmasını gerektirmemesidir. İnsanlar sınırın nerede olduğunu tam bilmediklerinde, cezalandırılma ihtimalinden kaçınmak için sınırı kendi zihinlerinde daha içeri çekebilirler.

Aynı daralma başka mesleklerde de yaşanabilir. Gazeteci başlığını, editör yayımlayacağı araştırmayı, uzman katılacağı tartışmayı beklediği yaptırıma göre değiştirebilir. Her tedbirli ifade özsansür değildir; doğruluk için beklemek veya bir iddiayı kanıt olmadığı için yayımlamamak mesleki sorumluluktur. Ayrım, gerekçeli bir bilginin yanlışlığından değil, doğuracağı siyasi veya ekonomik bedelden çekinildiği için saklanmasında belirir. Bu baskı görünür bir yasak üretmeden de kamusal alanı daraltabilir.

Bu noktada propaganda kavramını yalnız devlete bağlamak da yanlış olur. Asi İttifakı da sloganlar, kahramanlık hikâyeleri, semboller ve duygusal çerçeveler kullanır. Şirketler kendi ürün ve politikalarını meşrulaştıracak anlatılar üretir; aktivistler dikkat çekmek için belirli görüntüleri öne çıkarır; muhalif hareketler kendi başarısını büyütüp hatalarını küçültebilir. İletişim tekniklerinin benzer olması tarafların ahlaken eşit olduğu anlamına gelmez. Güç asimetrisi önemlidir. Devletin yayın altyapısı, kamu kaynakları, düzenleme yetkisi ve resmî bilgiye erişimi ile küçük bir muhalif grubun iletişim kapasitesi aynı değildir. Aynı araç, farklı güç konumlarında farklı sonuç üretir.

Bu nedenle hakikat tartışmasında “tarafsızlık” ve “doğruluk” kavramlarını ayırmak gerekir. Bir gazeteci belirli bir siyasi görüşe sahip olabilir ve haberi seçerken o görüşten etkilenebilir; bu, aktardığı olguların yanlış olduğu anlamına gelmez. Tersine “ben tarafsızım” diyen bir yayıncı da yanlış veya eksik bilgi verebilir. Doğruluk, olguların kanıtla desteklenmesi ve hataların düzeltilebilmesiyle; tarafsızlık ise farklı aktörlere adil mesafe ve sunumla ilgilidir. Çerçeveleme ise hangi olgunun hangi bağlam içinde verildiğini anlatır. Propaganda bütün bu unsurları kullanabilir ama bunların hiçbiri tek başına propaganda değildir.

Türkiye’de bu mücadele, yurttaşın her gün karşısına çıkan haber dünyasında görünür hale gelir. Sahiplik, kamu kaynakları, düzenleyici kurumlar, resmi haber akışı, siyasi erişim, reklam ekonomisi, sosyal medya algoritmaları ve editoryal tercih aynı ekosistemde birleşir. Bir ülkede çok sayıda kanal ve site bulunması tek başına çoğulculuk garantisi değildir; önemli olan farklı görüşlerin ne kadar görünür olduğu ve aynı olay hakkında birden fazla güvenilir bilgi yolunun gerçekten açık kalıp kalmadığıdır.

Kamu yayıncılığı bu tartışmanın merkezindedir. TRT, Anayasa’nın 133. maddesi ve 2954 sayılı Kanun çerçevesinde tarafsız kamu tüzel kişiliğine sahip kamu yayıncısıdır. Seçim döneminde bu genel çerçeve daha somut kurallarla tamamlanır: YSK’nın 2023 seçimleri için belirlediği esaslar, TRT ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarının tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uymasını, tek yönlü ve taraf tutan yayın yapmamasını ve adaylar ile siyasi partiler arasında fırsat eşitliğini gözetmesini öngörüyordu. Cumhurbaşkanı adaylarının resmî propaganda konuşmalarının yayın sırası da kura ile belirlendi. Bunlar asgari güvencelerdir; çoğulculuk yalnız zorunlu konuşma süreleriyle değil, haber bültenlerindeki görünürlük, sunum tonu, canlı yayınlar, gündem sırası ve konuk çeşitliliğiyle ölçülür.

Anadolu Ajansı’nın konumu TRT’den farklıdır. Kurum kendisini devlet dairesi olarak değil, anonim şirket yapısında çalışan bir haber ajansı olarak tanımlar; aynı zamanda kuruluşundan bu yana kamusal bilgi üretiminde çok önemli bir merkezi role sahiptir. Kendi yayın ilkelerinde doğruluk, tarafsızlık ve güvenilirlik vurgulanır. Türkiye’de çok sayıda medya kuruluşunun AA haber, fotoğraf ve görüntülerini kullanması, ajansın gündem belirleme kapasitesini artırır. Burada her AA haberini “resmî propaganda” diye etiketlemek analitik olarak yanlış olur. Asıl demokratik soru, merkezi haber ajansının güçlü olduğu bir ekosistemde kaynak çeşitliliğinin, editoryal bağımsızlığın ve alternatif doğrulama kanallarının ne kadar canlı olduğudur.

RTÜK haber üretmez; yayın alanını düzenler ve kanunda öngörülen lisans, yayın ilkeleri ve yaptırım yetkilerini kullanır. Çocukların korunması, nefret söylemi, şiddet, kişilik hakları ve kamu düzeni gibi alanlarda düzenleyici otoritenin meşru işlevi vardır; demokratik tartışma bu gücün benzer vakalarda benzer standartla kullanılıp kullanılmadığıdır. 2025’te bu yetkinin ağırlığını gösteren birkaç farklı karar peş peşe geldi. Mart ayında TELE1’e üst sınırdan yüzde 5 idari para cezası ve beş kez program durdurma, SZC’ye ise aynı ihlalin tekrarı gerekçesiyle on gün yayın durdurma kararı verildi; Temmuz ayında TELE1 hakkında bu kez beş gün yayın durdurma yaptırımı kararlaştırıldı. Resmî karar metinlerindeki karşı oylarda bağlam, orantılılık ve ifade özgürlüğü yönünden itirazlar da yer aldı. Karşı oyun varlığı çoğunluk kararını kendiliğinden haksız yapmaz; aynı resmî kayıtta farklı hukuk yorumlarının bulunması, böylesine ağır yaptırım gücünün neden şeffaf, tutarlı ve güçlü biçimde gerekçelendirilmesi gerektiğini gösterir.

Basın İlan Kurumu medya ekonomisinin başka bir kamusal düğüm noktasıdır. Resmî ilan ve reklam özellikle yerel ve küçük ölçekli yayınlar için önemli gelir kaynağı olabilir. Kurumun Eylül 2026 için yayımladığı resmî ilan listelerinde çok sayıda gazete ve internet sitesi yer alırken bazı yayınların ilan hakkının belirli Genel Müdürlük kararlarıyla durdurulduğu veya durdurmanın devamına karar verildiği de açıkça görülür. Sistemin varlığı başlı başına baskı değildir; kamu ilanının kuralla dağıtılması gerekir. Fakat ekonomik etkisi yüksek olduğu için demokratik ölçüt somuttur: ilan hakkını etkileyen kriter açık mı, benzer ihlale benzer sonuç uygulanıyor mu, kararın gerekçesi izlenebiliyor mu ve etkili itiraz yolu var mı? Editoryal bağımsızlık tartışması ancak bu karar ve veriler üzerinden anlamlı hale gelir.

Görünürlük meselesi sansürden daha ince bir alandır. Bir haber tamamen yasaklanmadan da etkisiz hale getirilebilir. Ana sayfada küçük kutuya alınabilir, televizyon bülteninin sonuna bırakılabilir, konuşmanın yalnız on saniyesi verilebilir, aynı anda daha güçlü başka bir gündemle örtülebilir veya başlık haberin ana iddiasını farklılaştırabilir. Bunun tersi de mümkündür: Bir olay günlerce tekrar edilerek diğer meselelerin önüne geçirilebilir. Gündem belirleme teorisinin temel fikri budur: Medya insanlara ne düşüneceklerini her zaman söyleyemez, ama ne hakkında düşüneceklerini güçlü biçimde etkileyebilir.

Siyasi görünürlüğü yalnız saniye hesabına indirmek de yetersizdir. İki siyasetçiye aynı süre verilse bile biri nötr haber diliyle, diğeri sürekli suçlayıcı veya küçümseyici çerçevede sunulabilir. Bir adayın konuşması kesintisiz canlı verilirken diğerinin sözleri yalnız tartışmalı bir yorumun içinde kullanılabilir. Tersinden, muhalif bir kanal da iktidar aktörünü yalnız olumsuz bağlamda göstererek benzer çerçeveleme yapabilir. Bu yüzden demokratik medya analizi, süre kadar ton, bağlam, konu seçimi, konuk çeşitliliği ve düzeltme imkanına da bakmalıdır.

Dezenformasyon gerçekten zarar verebilir; salgında sahte sağlık bilgisi, savaşta uydurma görüntü veya afet sırasında yanlış tahliye haberi doğrudan sonuç üretir. Türkiye’de 2022’de TCK’ya eklenen 217/A, halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle iç ve dış güvenlik, kamu düzeni ve genel sağlıkla ilgili gerçeğe aykırı bilgiyi kamu barışını bozmaya elverişli biçimde yaymayı suç olarak düzenledi; Anayasa Mahkemesi iptal talebini reddetti. Demokratik tartışmanın düğümü “yanlış bilgi serbest mi olsun?” değil, gerçeğe aykırılığın, kastın ve somut tehlikenin uygulamada nasıl belirlendiği; gazetecilik, tahmin ve iyi niyetli hatayla kasıtlı manipülasyon arasındaki sınırın ne kadar açık tutulduğudur.

Yanlış bilgiyle mücadelede ceza hukuku tek araç da değildir. Düzeltme ve cevap hakkı, bağımsız doğrulama kuruluşları, platformların şeffaf etiketleme politikaları, medya okuryazarlığı, kaynak gösterme standartları ve kamu kurumlarının hızlı veri paylaşması daha az kısıtlayıcı ama etkili araçlar olabilir. Özellikle devletin elindeki doğru bilgi gecikiyorsa söylenti alanı büyür. Şeffaf kamu verisi, dezenformasyonla mücadelenin en güçlü ama en az dramatik araçlarından biridir. İnsanlar güvenilir ve hızlı bilgiye erişebiliyorsa, manipülatif anlatıların yayılacağı boşluk daralır.

Sosyal medya geleneksel medya düzenini aynı anda hem demokratikleştirdi hem parçaladı. Bir gazeteci, yurttaş ya da küçük haber sitesi eskiden ulusal televizyon veya büyük gazetenin kapısından geçmeden milyonlarca insana ulaşamazdı; şimdi tek bir görüntü veya belge birkaç saat içinde ülke gündemine girebilir. Bu, merkezi anlatıların tekelini kıran büyük bir imkândır. Aynı yapı yanlış bilgi, organize kampanya, bot ağları, montaj video, bağlamından koparılmış görüntü ve yankı odalarını da büyütebilir. İletişim çoğullaşırken doğrulama maliyeti yurttaşın üzerine daha fazla yüklenir.

Dijital alanın başka bir özelliği, görünürlüğün artık yalnız editörlerin değil algoritmaların da elinde olmasıdır. Kullanıcı hangi içeriği daha uzun izliyor, neye tepki veriyor, hangi hesabı takip ediyor ve hangi başlığı paylaşıyorsa platform da benzer içerikleri daha fazla gösterebilir. Bu mekanizma mutlaka siyasi amaçla tasarlanmış olmayabilir; çoğu zaman dikkat ve etkileşim ekonomisinin sonucudur. Fakat siyasal etkisi büyüktür. En öfkeli, en şaşırtıcı veya kimlik duygusunu en güçlü biçimde harekete geçiren içerik daha çok etkileşim üretiyorsa, kamusal tartışma sakin doğrulamadan daha hızlı biçimde duygusal uçlara kayabilir. Dijital propaganda böylece yalnız devletin veya partinin mesajından değil, hangi mesajın algoritmik olarak ödüllendirildiğinden de güç alabilir.

Böyle bir ortamda ortak doğrulama zemini de aşınabilir. Bir görüntünün gerçekliği yalnız onu hangi hesabın paylaştığına, bir verinin güvenilirliği yalnız hangi kampın işine yaradığına göre değerlendirilirse kanıtın yerini aidiyet alır. Bu sonuç tek bir merkezin planı olmak zorunda değildir; birbirini besleyen kampanyalar ve kapalı bilgi çevreleri de aynı güvensizliği üretebilir. Tartışma artık kanıtın ne gösterdiği etrafında ilerleyemez.

Bu ortamda “tarafsız tek merkez” yaratmak çözüm değildir. Devletin veya özel bir şirketin herkes adına nihai hakikat makamına dönüşmesi yeni bir güç sorunu üretir. Demokratik toplumun daha sağlam modeli, birbirini denetleyebilen çok sayıda doğrulama kurumudur: bağımsız gazeteler, kamu yayıncıları, özel kanallar, akademi, mahkemeler, meslek örgütleri, açık kamu verisi, uluslararası kaynaklar ve yurttaş gazeteciliği. Hiçbiri tek başına yanılmaz değildir; güven, aynı iddianın farklı kaynaklardan sınanabilmesiyle oluşur. Farklı kaynakların bulunması ancak birbirlerinin iddialarını sınayabildikleri ve hatalarını düzeltebildikleri ölçüde güven üretir.

Demokratik medya düzenini kanal sayısından çok birkaç soru açıklar: farklı siyasi görüşler gerçekten görünür mü, kamu yayıncısı iktidar ve muhalefete anlamlı erişim sağlıyor mu, düzenleyici yaptırımlar benzer vakalarda benzer standartla uygulanıyor mu, gazeteciler farklı güç merkezleri hakkında araştırma yapabiliyor mu ve yurttaş aynı olay için birden fazla bağımsız kaynağa ulaşabiliyor mu? Bunlara yanlış haberin görünür biçimde düzeltilebilmesini ve kamu verisine erişimi de eklemek gerekir.

İmparatorluğun iletişim gücü, yalnız kendi açıklamalarını yayabilmesinden gelmez. Trayvis güvenin içine yerleşir; Tipoca City hakkındaki açıklama kanıtı kamudan saklar; Palpatine ise bilinen bir olayı kendi sorumluluğunu görünmez kılacak biçimde anlatır. Ezra’nın karşı yayını bu üstünlüğün mutlak olmadığını gösterir. İnsanlar başka bir anlatıyı duyabildiğinde, kendilerine sunulan tek seçeneğin dışında düşünme ve birlikte davranma imkânı da bulur.

Türkiye için de ölçüt, yalnız hangi görüşün daha yüksek sesle konuştuğu değildir. Bir iddiayı sınayacak bilgiye ulaşılabiliyor mu, o iddiaya itiraz eden kişi duyulabiliyor mu ve yanlış yapan güçlü bir yayıncı düzeltmeye zorlanabiliyor mu? İktidar ve muhalefet aynı doğruluk ölçütüyle değerlendirilmeli; fakat kaynakları, erişimleri ve yaptırım güçleri arasındaki fark da görünür tutulmalıdır. Onuncu bölümün sonucu burada toplanıyor: Siyasal güç yalnız insanların ne yapacağını belirlemekle yetinmez; yeterince güçlü olduğunda insanların neyi sorun, kimi tehdit ve hangi geçmişi gerçek sayacağını da etkileyebilir. Demokratik toplumun güvencesi tek bir “tarafsız gerçeklik merkezi” değil, doğrulanabilir bilgi üreten ve birbirini denetleyebilen çoğul kurumların varlığıdır.

İletişim alanının başka bir boyutu daha vardır. Devlet yalnız hangi olayın nasıl anlatılacağını etkilemekle kalmayıp bireyin nerede bulunduğunu, kiminle görüştüğünü, hangi araca bindiğini, hangi dijital izi bıraktığını ve davranışlarının nasıl örüntü oluşturduğunu da görebiliyorsa güç ilişkisi değişir. “Neye inanıyoruz?” sorusunun yanına daha sessiz ama daha maddi bir soru eklenir: Devlet bizi ne kadar görüyor?

Bu sahne sende ne bıraktı?

Metne not bırak

Alıntı kartı